Kitap kulübü toplantılarına katılıp kızarmış mandalina yeme isteği uyandıran, bembeyaz manzaralarda çekilmiş, izlerken üşütmeyen aksine ısıtan şiir gibi dizi. yayınlandığı dönem reytinglerde çakılmış, beğenmeyeni çok olmuş. Bunun sebebi hareketli olmaması ve olaylara boğmaması olabilir. Sakin ve hafif temposu benim hoşuma gitti şahsen. Ayrıca müzikleri de çok güzel.
Dizinin olmamış yeri, kız kasabadan ayrılınca ilişkiyi bitirmeleri. Telefon denen bir şey var. Ayrıca yazar teyzenin ağlak sevgilisi sürekli geliyordu trenle. Yani buluşmalarına, görüşmelerine engel olan öyle uzaklık da yok. Modern çağın genç kuşağısınız siz bir de.

Çok tatlı bir evin alt katını sahaf, üst katını da evi olarak kullanıp kira istemeyen ev sahibine sahip olmasıyla büyük bir kıskançlık duyduğum Eun-Seob'un her ne kadar sımsıcak bir yuvaya üye olsa da sürekli yalnız hissetmesi, dağlarda gezmesi, kulübeye gitmesi üzücüydü. Aşkı da çok nahif yaşıyor adam. bir de bu Koreliler aşk denen mereti ne kadar güzel ne kadar ilmek ilmek anlatıyor ya. Gece karanlıkta yürürken arkadan gelip ışık tutmak, bozuk sokak lambasını değiştirmek, kızın yıllar önce yaptığı anahtarlık üzerinden işlemişler bu dizide.
Hae-Won'a gelecek olursak masum kızımızdan yıllarca "onun iyiliği için" diyerek gerçekleri saklamışlar. "Güven cam gibidir, kırılınca toparlasan bile çatlaklar durur." diyen ve lisede sırrını ifşa eden, defalarca kez özür dileyen yakın arkadaşını bir çırpıda silen Hae-Won için bu çok büyük bir olay. Annesinin ve teyzesinin yüzüne bir daha asla bakmaması gerekirdi böyle karakterde birisi için ama affetti. O yönden biraz tutarsız buldum. Ama her şey bir yana çocuğu çok güzel sevdi.
Son olarak dizinin en orijinal karakteri ve sevimlisi hwi'ydi. Okula bisikletle girişi bile ayrı olay.
Goodnight Irene...
