Kore'nin sevilen senarist kardeşlerin (Hong Sisters olarak bilinirler) bana göre The Master's Sun'dan (onda da başrol Kong Hyo-Jin) sonra en iyi ikinci işi. Cha Seung-Won jest ve mimikleriyle harikalar yarattığı yaratmış. Hâlâ şu sahnelere gülüyorum.

İlk başlarda hatunların efendi adam yerine piç tercihi yolunda ilerleyen ama piç adamın imajını çizdirecek derecede fedakarlıklar yapmasıyla pek de piç olmadığı dizi. Efendi doktorumuz iyi hoş da o annesi yok mu... İşte benim Kore dizilerinde en hazzetmediğim unsur bu anneler. Nedir bu sürekli başkaları ne der, en iyisi benim olsun sürekli çevreme hava atayım, çocuğumu evlendireyim, benim istediğim olsun hevesi ya?! O kadar bayıyor ki beni anlatamam. Allah'tan çok sahnesi yoktu da içine etmedi dizinin.

The Greates Love dizisinde dede ve torun eşofmanlarla, Secret Garden göndermesi

Dizide bolca Kore dizi sektörüne göndermeler, referanslar vardı. Bir zamanlar TRT'de yayınlanan Muhteşem Kraliçe ve Dae Jang Geum'a olanlar gülümsetti. Secret Garden'a olan ise kahkaha attırdı.

Kore magazini ve insanların "fanlığı" o yıllardan bu yana pek değişmemiş, fazlası bile vardır. İntihar eden birçok ünlü var bu linçlerden ve sanal zorbalıktan. Ae-Jung'a helal olsun demek düşüyor bize.

Gelelim Dok Ko-Jin ve Hyeong-Kyu'a... Iron Man ve Spiderman'imiz baştan sona harikaydı. Ko-Jin'in gerçekten arkadaşı gibi dert anlattığı konuştuğu, sorunlar üzerine çözüm bulmaya çalıştığı ve yüzüğü emanet edip güvendiği kişiydi bu şebek. Kullanılmış kıyafet kutusunda ayakkabıyı ararken, evinde çizgi film izleyip uyurken, ödevine yardım ederken izlemek çok eğlenceliydi.

Gerçekten ismi gibi en büyük aşk mıydı bilemem ama küçük ve kolay olmadığı aşikardı. Kavgalarını ve didişmelerini izlemek için tekrardan izlemek isteyeceğim bir dizi olmuş.