Başroldeki Seo Hyun-Jin ablayı ilk kez izledim ve çok beğendim bir tık taşımış diziyi diyebilirim. Özellikle kavga sahnelerinde oturduğum yerde germeyi başardı beni. Kesinlikle tartışmak istemeyeceğim tiplerden. Zaten o sene Kore'nin en prestijli ödüllerinden olan Baeksang Sanat Ödülleri'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü almış kendisi.
Bir dizinin ana 'karakterlerine' sinirlendiğim sövdüğüm nadir yapımlardan oldu benim için. Valla ötekiler gibi Polyanna havasında şeyler düşünmüyorum dizi için. Dizinin kötü karakterleri bizimkilerdi. Han Tae-Jin'in hayatını mahvettiniz el ele verip resmen. Tertemiz aile çocuğunun işini, aşkını bitirdiniz yazık lan size.
Ne büyük aşkmış bu, gururu bile yerler altına alıyor. Kızımız zaten kimseyi dinlemiyor; ne ana tanıyor ne baba (gördüğüm en kötü en pasif en mal baba ve gördüğüm en dırdırcı anne), başına buyruk, bela paratoneri, alkolik ve sakar. Oğlan ise hödük, korkak, duygusuz. Bana geçmedi bu ilişki olacak iş değil yani tamamen rasyonel düşünüyorum: Adam senin hayatına çok büyük bir darbe indirmiş sonrasında telafi çabaları yemez, yememeli. Saflık, mallık ne dersen de ama aşk deme yani. "Tamam bana böyle böyle yaptı ama hep yanımda durdu telafi etti." WTF yani. Böyle bir şey yapmasa hiç yaşanmayacaktı hani bu acılar. Ayrıca çok toksik bir ilişkiydi.
Gidişat açısından hep bir ters köşe bekledim. Adam çoktan ölmüş ve psikiyatristi de ölüm meleği, sorgu meleği bir ruhani varlık olarak düşündüm, dünyaya tekrar dönecek ve işleri düzeltecek gibisinden. Malum Koreli senaristler sever böyle olayları.
Ters köşe demişken dizinin son 10 dakikasında ettiğim küfrün haddi hesabı yok tabi bağladılar iki dakikada ama gerek var mıydı yani?
