Lim Yoon-A çok güzel gülüyor, hep böyle gülse diyordum; kadına böyle rol yazmışlar. İyi de yapmışlar çünkü onun için başladım. izlerken klişe bombardımanında kalıyorsun ama yine de sıkmıyor. Zira kore dizi sektörü aynı konunun bilmem kaçıncı versiyonunu çekse de izlettirmeyi başarıyor.
İzlerken bir sonraki sahneyi hatta sonraki bölümü bile tahmin edebiliyordum o derece basit olmuş. İlk başlarda işledikleri ve unuttukları "Anneye ne oldu?" olayını son bölümlerde hatırlayıp apar topar bitirdiler. Altı çok boş kaldı, üstünkörü geçildi. Ayrıca anne beni ikna edemedi saçma sapan sebepten evladını bırakmışsın ablacığım. Çözülemeyecek mevzu değilmiş ama neyse. Ya bir de her chaebole travma eklemek zorunda değilsiniz ey senaristler! Mesela bununki çok zorlamaydı. Kötü karakter olarak abla karakteri koymuşsunuz, bu da zorlamaydı. Beğenmedim kötülüğünü.

Hep sövdük biraz da övelim. ilişkileri bozulup süreç sakız gibi uzamadı. Zengin tarafın ailesinin normalde hayatı zehir etme süreci olur böyle dizilerde, bunda çok olmadı bu. Yormadan atlatıldı. eğlence unsuru fazlaydı, ki izlenebilirliği sağlayan bu oluyor zaten. Arap prens ve tayland bölümleri keyifliydi. Prensi saraya götürdüklerinde Gu-Won, "Burası bana tanıdık geldi" diyor. Anlam verememiştim ilkten ama sonra, önceki dizisine gönderme yaptığını anladım. Lunapark kapatma, drone gösterileri bana abartı gelse de güzel sahnelerdi.
Kore'nin o aşırı biat kültürü, işyerinde üstün asta mobbingi, gelinin hizmetçi olarak görülmesi yine sinirime dokundu. Lan bir de No Bey'i sürekli itip kalktınız, hor görüp, zorbalık yaptınız. Adama yazık, size pü yazıklar olsun.
Şu replikle bitireyim madem:
Bazıları diğerlerinden daha çok ıslanır ama herkesin üzerine yağmur düşer. Yine de sonunda yağmur diner. Sizin şemsiyeniz olacağım.
2025'ten güncelleme: "Çift Kişilik Oda" ismiyle Türk uyarlaması yayımlanıyor şimdilerde. O diziye biraz göz gezdirdim fakat dayanabilmek mümkün değil. Bu güzelim diziyle beraber anılması çok üzücü.
