Çok tatlı olmuş bir kore dizisi. 80 dakikalık 16 bölümden oluşan sonlara doğru monotona bağlayıp sıkıcılaşan Kore dizilerinden sonra birer saatlik 10 bölüm bir dizi ilaç gibi geldi. Son dönemlerde 10-12 bölümlük diziler gittikçe çoğalıyor aynen devam sayın Kore dizisi yapımcıları!
Bo-Young hanım Strong Woman Do Bong Soon'dan beri tatlılığıyla kalbimizde yer tutmuş birisidir, yeri ayrıdır ve isminin geçtiği yapımlar izlenilesidir. Burada her ne kadar "Belalıyım ben sorunlarım var yaklaşma bana!" tavırları olsa da yine de sevimliliğinden ödün vermemiş. Choi Woo-Shik'e değinecek olursam; yıllardır kore dizisi izlerim evet koreliler çekik gözlüdür falan ama gülünce gözleri kaybolan, çizgi haline gelen çok az oyuncu görmüşümdür.

Yalnızlık çok güzel işlenmiş. Ben de yalnızlığın kötü bir şey olduğunu düşünenlerdenim. Abi karakteri erken yaşta üzerine büyük bir sorumluluk almış, gençliğini, sosyal yaşamını, ümitlerini geride bırakmış ve gittikçe yalnızlaşmıştır. Sonunda intiharı denemiştir. Geldiği noktada elinde sadece kardeşi vardır, sadece onun için yaşar, hayal kurar, dilek tutar birisidir. Artık o yoktur. Bu fazla fedakarlık kardeşini bile öfkelendirir. Cenazesinde bile hiç kimse yoktur ki Kore toplumunda da bizimki gibi cenazenin kalabalık olması önemlidir.
Aynı şekilde senarist hanım da yaşadığı ilişkide yalnızdır. Sadece veren taraftır, ayak uyduran, mış gibi yapan, hep teselli eden taraftır. Öyle bencil biriyle beraberdir ki ayrıldığı kişi bunu yıllar sonra bile hala anlamamış olacaktır.
Film ablamız (mubee, movie) küçüklüğünden beri baba sevgisine, ilgisine aç ve o açlığıyla kalmış büyümüş birisidir. Babasının ölümü onu içine kapanan, kimseye bağlanmak istemeyen "yalnız" ve asabi birisine dönüştürmüştür. Tam o duvarlar aşıldı derken terk edilmiştir, kendince haklı çıkmıştır. Tekrar içine kapandığı yalnız yıllarına dönmüştür. Ama aslında sandığı kadar yalnız değildir. İşte dizinin en sevdiğim sahnelerinden olan final bölümünde annesiyle yaptığı konuşma gerçekten harika. O farkına varış, üzüntü, pişmanlık, gözyaşları...
Hiç yalnız olmadığımı, hep ikimizin olduğunu neden göremedim? Neden bu kadar aptalım? Hiç sevilmedim diye şikayet edip durdum, özür dilerim. Çocuk gibi davrandım, özür dilerim. Sevgini hafife aldığım için özür dilerim anne.

Dünyanın en iyi abisine sahip şanslı çocuk ise yalnızlığı çok yaşamamış birisidir. Onu çok seven abisi tarafından büyütülmüş, sevdiği işi yapan, arkadaşları ve sosyal çevresi olan özgüvenli birisidir. Yıllardır beraber yaşadığı evde artık abisinin olmayışını ve o boşluk, yalnızlık hissine karşı birisinin ona "Yalnız değilsin. sana aşığım. bundan sonra hiç yalnız kalmayacağız." deyip elini tutup sarılmasıyla güç bulmuştur.
Final bölümünden barmenle müzikçi çalışanın konuşmasıyla sonlandıralım o zaman:
Sence aşkı ne tanımlar?
Evlilik mi, birlikte ölmek mi?
Hayır. Aşk zaten olduğu haliyle tamdır.
