Aralık 2003 ile Şubat 2004 arasında yayımlanmış, başrollerini Choi Ji-Woo ve Kwon Sang-Woo'nun paylaştığı, karakterlerin sürekli olarak koştuğu, bazen boom mikrofonun üstten gözüktüğü, birer saatten 20 bölümlük dizi. Klasiklerdendir. Kore dalgasının dünyada yayılmasına öncülük etmiş dizilerdendir. Her erken dönem kore dizisinde olduğu gibi sonlara doğru ağır drama bağlar, göz ıslatır ve yer yer iç şişirir. Klişelerine rağmen beğendim yani dönemine göre çok başarılı.

Choi Ji-Woo'nun bu dizide kolu bacağı bir yeri kırılmadıysa iyi atlatmış demektir. Çünkü buz pateni yaptıkları sahnelerde kadın gerçekten kötü düşüyor hem de bir iki kez de değil.

Konusu: Kızımız Han Jung-Suh (Choi Ji-Woo) ve oğlumuz Cha Song-Joo (Kwon Sang-Woo) çocukluktan beri yakın arkadaştırlar ve birbirlerinden hoşlanmaktadırlar. Büyük bir holdingin varisi olan Song-Joo, lisedeyken Amerika'ya eğitim görmeye gider ve ikilinin yolları ayrılır. Yıllar sonra Kore'ye döndüğünde tekrar buluşacakları zaman Jung-Suh trafik kazası geçirir. Herkes tarafından öldü olarak bilinir. Fakat üvey abisi tarafından kurtarılmıştır ama hafızasını kaybetmiştir. Bu durumu gören üvey abisi onu kaçırır ve yeni kimlikleriyle yeni hayata başlarlar. Bu şekilde 5 yıl geçtikten sonra Jung-Suh ve Song-Joo tekrar karşılaşır.

Başrol ikilisi 11 yıl sonra 2014'te Temptation adlı dizide yeniden bir araya gelmiş.

Dizinin şöhretini şöyle söyleyeyim: Crash Landing On You izleyenler hatırlayacaktır; Kuzey Koreli askerlerden birisi Güney Kore dizileri aşığıydı. Özellikle de Choi Ji-Woo'nun ve bu dizinin hastasıydı. Hatta Ji-Woo diziye cameo rolüyle gelip bu çocukla buluşuyordu. Çocuk başında bu dizide kızın oğlana verdiği bereyle geliyordu ve dizinin güzel bir repliğini tekrarlıyorlardı.

Stairway To Heaven dizisinde cennete uzanan merdiven tasvirini içeren bir tablo

Üvey ana ve bacı kadar kötü karakter az izlemişimdir. Niye bu kadar vicdansız ve şerefsizler sorusuna cevap bulamadım. Hiç altı dolu karakterler değildi tamamen kötülük olsun, acı çektirsinler diye yazılmışlar, eksik yazılmışlar.

O aileden nasıl böyle birinin çıktığına şaşırdığım üvey abi karakteri Tae-Hwa 5 yıl boyunca kızı o şerefsizlerden ayrı tutarak kıza büyük bir iyilik bile yapmış olabilir. Kim olduğunu bilmezken mutlu, cıvıl cıvıl bir kız vardı karşımızda. Abisi duygularında son anına kadar samimi ve gerçekti. Yaptıklarından pişman oldu ve gerçekten telafi etti. Yapayalnız ve dışlanmış dünyasında onu gören, elini tutan, gülümseyen, hediye alan, destekleyen ilk ve tek insana yapabildiğinin en iyisini yaptı. Onun varlığı kızın varlığına bağlıydı. Onsuz zaten bir amacı yoktu. Onu mutlu etti.

Song-Joo, sevdiğini iki kere cennete uğurlayarak yüreğimi dağlamıştır. Süreç boyunca hiç kaçmadı hep kovaladı. Asla pes etmedi yüzleşmeyi seçti. Hayallerini bile geride bırakacak kadar aşıktı çünkü. Hastalıkta ve sağlıkta sözünü özümsemiş birisiydi:

Ama görüşünü kaybetmesi onun başka biri olduğu anlamına gelmiyor. Ve yaşamının belirsizliği onun başka biri olduğu anlamına gelmiyor. Önemli olan şey, Jung-Suh'u seviyor olmam ve daha fazla bekleyemiyorum. Onun tekrar uzaklaşmasına izin vermek istemiyorum.

Boş hediye kutusu hediye etmek ve içini sonradan doldurmak güzel fikirmiş, çok hoşuma gitti. Kutuya koyulan son hediye minnettarlık sahnesinde gözümden bir iki damla yaş akmış olabilir.

Stairway To Heaven dizisinde Michelangelo'nun Adem'in Yaratılışı tablosunu da içeren cennet tasvirini içeren duvar resmi

Hüznün, ayrılığın ve acının olmadığı bir dünya...