Bölümlerinin diğer Kore dizileri gibi 60-70 dk olmadığı dizidir. Hatta bunun kadar uzun bölüm süresi olan başka bir Kore dizisi çok görmedim. Sanırım bu senarist ve yönetmen ikilisinin yaptığı yapımların özelliği bu. Birer saatlik bölümlere bölünse yaklaşık 32 bölümlük bir dizi ortaya çıkıyor. Ama gel gör ki bir saniyesini bile sıkılmadan keyifle izledim. Tabii Netflix sansürüyle puslu televizyona, dergilere, kitaplara, kasetlere boş boş baktım ama puslu olmasa da Kore kültürünü, nostaljisini bilmediğimden değişen bir şey olmazdı.

Hyeri (Deok-Sun) 5 gün önce youtube kanalında gözlüklü çocuğu ağırlamış. 10 yıl sonra İspanyolca şarkıyı bir daha söylüyorlar. Bu ikili çok fenaydı zaten.

İlk bölümlerde abla ve anne karakterlerine acayip gıcık oldum. Anne karakterine karşı ilk izlenimim "Bu kadınla ömür mü geçer? Susmuyor" oldu. Adamı o kadar aşağılıyor o kadar gururuna gidecek şeyler söylüyordu ki katlanması zordu. Ablasına kızın günlüğünü okuduğunda sinir oldum. Zaten kişisel alanın çok az olduğu o evde biraz olsun kendi kendine kaldığı günlüğünün okunarak dalga geçilmesi sonrasındaki o öfke, o gözyaşları çok haklıydı. Sınırların, mahremiyetin, gizliliğin ihlal edilmesine ben de katlanamıyorum.

Reply 1988 dizisinde ekip, ortada Hyeri olmak üzere okul bahçesinde el ele tutuşuyor

Çoğu kişinin aksine ben dizinin sonunu beğendim. Neden Taek ile birlikte olduğuna anlam verilememiş ve birçok kişi bu duruma kızmış. Ama Jung-Hwan ile kızın doğru düzgün sahnesi bile yoktu. Kavga etmeden normal bir şekilde konuştuklarını bile hatırlamıyorum. Evet kız bir ara hoşlandı ve çocuk onu gerçekten sevdi. Ama bu aşkı kendine kadar, kendi içinde, kendince yaşadı. Taek için kendini geri çekti ve bazı anlarda zamanlama, şans ondan yana değildi ama Taek olmasaydı bile bu gidip açılamazdı. Arkadaşı için çok mu düşünceliydi yoksa korkak mıydı? Bence ikincisi.

Oysa, Taek ile Deok-Sun ikilisi hep bir gülümsemeyle iç ısıtarak izletti. Sahil sahnesi, Çin seyahatinde kızın ilgisi, geceleri yorgunluktan kızın omzuna düşmeleri, okul bekçisinden kaçmaları çok tatlı anlardı. Birbirlerine ilgi gösterip vakit geçirip konuşuyorlardı. Beşlinin arkadaşlığı cidden çok güzeldi ama bu ikisinin dostluğu özeldi.

Kore ile ilgili yeni bir şeyi daha öğretti bana bu dizi. O da 20 yıl öncesine kadar aynı soy ismine sahip kişilerin evlenememesi. Yahu zaten kaç tane soy isminiz var ki sizin böyle bir kanununuz vardı? Akraba evliliğini engelleme, toplumsal düzen vs. içinmiş ama gel gör ki günümüze kadar nesiller, yüzyıllar geçmiş. Yani aynı soy isme sahip olsalar da genetik olarak akraba sayılamayacak çok insan vardır. Zaten bu sebeplerle yasak kaldırılmış ama toplum gözünde hala tabu olarak görülüyor sanırım.

Diziye dönecek olursak son bir şey diyeceğim. Erkeklerin yaramazlık yaparken Deok-Sun'un sizi anneme şikayet edeceğim deyip "anneeeğğğ" diye çığırması ve hepsinin panik olup ağzını kapatmaya çalışması her seferinde yardı beni.